Verem hastalığı, insanlık tarafından bilinen en eski hastalıklardan biridir. Halk arasında ince hastalık, tıp dilinde tüberküloz denen verem, dünyada her yıl milyonlarca insanı tehdit eden, acil hareket planı gerektiren, ölümcül olabilen, ancak tedavi edilebilir bulaşıcı bir hastalıktır.

Veremin etkeni “Mycobacterium tuberculosis” basilidir. Uzun sürede çoğalan, kültürde 2-6 haftada üreyen ve oksijenli ortamda yaşayan bir basildir. Özel boyama yöntemi ile boyanır. Asit ile boyayı vermediğinden aside dirençli basil (ARB) denilir.

Verem, sebebinin kesin olarak bilinmesine, yaklaşık 50 yıldır tedavisinin mümkün olmasına ve de korunabilir bir hastalık olmasına karşın dünyada en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam etmekte ve yılda üç milyonu aşkın kişi tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

1882 yılında tüberküloz basilini bulan Robert Koch’un bu önemli keşfini Berlin’de bir tıp kongresinde bildirdiği 24 Mart tarihi “Dünya Tüberküloz Günü” olarak anılmakta ve önemli bir bulaşıcı hastalık olma özelliğini günümüzde de sürdüren tüberküloza karşı toplumun farkındalığını arttırmak amaçlanmaktadır.

İçinde bulunduğumuz “Verem Eğitim ve Propaganda Haftası” ise 1947 yılında kutlanmaya başlamıştır. Her yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden başlayan haftada tüberküloz ile ilgili toplumun bilgilendirilmesi ve bu hastalığa bütün kesimlerin dikkatinin çekilmesi amaçlanmaktadır.

Rakamlarla Tüberküloz

nya nüfusunun yaklaşık dörtte biri tüberküloz ile enfektedir. Bu insanların %10’unda yaşamlarının bir döneminde verem hastalığının ortaya çıkacağı düşünülmektedir. Hastalık erkeklerde kadınlardan daha sık görülmekte ve çoğunlukla ekonomik olarak üretken yaş grubundaki erişkinleri tutmaktadır.

nya Sağlık Örgütü (DSÖ) Küresel Tüberküloz (TB) 2017 Raporuna göre dünya genelinde tüberküloz görülme sıklığı ve tüberkülozdan ölümler (insidans ve mortalite hızları) azalmaktadır. Buna rağmen resel tüberküloz yükü halen çok yüksektir.

Rapora göre dünya genelinde 2016 yılında 10,4 milyon yeni tüberküloz hastası ortaya çıkmıştır. Bunların %90’ı erişkin, % 10’u çocuktur. %65’i erkek, %35’i kadındır. Yeni TB olgularının %64ü 7 ülkede bulunmaktadır: Hindistan, Endonezya, Çin, Filipinler, Pakistan, Nijerya ve Güney Afrika.

Tüberküloz, dünya genelinde en çok ölüme yol açan 10 nedenden birisidir. Ayzamanda, tek bir bulaşıcı ajandan ölümlerde en üst sırada gelmektedir. DSÖ Raporuna göre 2016’da 1,7 milyon insan tüberkülozdan hayatını kaybetmtir (HIV+TB hastalarında 0,4 milyon ölüm bu sayının içindedir).

Tedavi edilmezse tüberküloz hastalarında ölüm orayüksektir. Yalan çalışmalarda tedavi edilmeyen balgam yayması pozitif akciğer TB olgularının %70’inin 10 yıl içinde hayatını kaybettiği saptanmıştır. 2015 yılı hastalarının tedavi sonuçlarına göre Dünya genelinde yeni TB hastalarında tedavi başarısı oranı %83’tür. 2010-2016 yılları arasında TB tedavisi ile 53 milyon hayat kurtarılmıştır. 2016da 600.000 yeni olgu Rifampisin dirençlidir; bunların 490.000i ÇİD-TB hastasıdır. Bu dirençli olguların yaklaşık yarısı Hindistan, Çin ve Rusya Federasyonundadır. ÇİD-TB olgularında kür oranı sadece %54’tür. Dünya Sağlık Örgütü tarafından tüm ülkeler için tahmini tüberküloz insidans ve mortalite hızları hesaplanmaktadır. Türkiye’nin 2015 yılı tahmini TB insidans hızı yüz binde 18, TB mortalite hızı yüz binde 0,62’dir. rkiye’de verem hastalığının görülme sıklığı (insidans) her yıl yaklaşık %5-7 oranında azalmaktadır.

2016 yılında verem savaşı dispanserlerine kayıtlı toplam TB vaka sayısı 12.417dir. 2016 yılı TB hastaların %92,1’i (11.442 kişi) yeni TB olgusu, %7,9u (975 kişi) önceden tedavi görmüş olgulardır. Toplam 12.417 hastanın 7.132si (%57,4) erkek, 5.285 (%42,6) kadındır. Hastaların 8.248inde (%66,4) akciğer tüberkülozu varken, 4.169unda (%33,6) akciğer dışındaki organlar (lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin vb.) tutulmuştur. 2016 yılı hastalarının %7,3ü (904 hasta) yabancı ülke doğumlu hastadır. Yabancı ülke doğumlu TB hastalarında 508 kişi ile (%56,2) Suriye doğumlular birinci sırada gelmektedir. Suriye’den sonra; Afganistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Türkmenistan, Irak doğumlular sıktır.

Bulaşma Yolları

TB basilinin kaynağı, tedavi görmemiş veya düzenli tedavi görmeyen aktif akciğer ve gırtlak (larinks) veremi olan hastalardır. Hasta insanlardan öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan mikrobun solunum yolu ile alınması sonucu bulaşır. Basil kaynağı ile karşılaşma süresi, ortamın genişliği ve havalanması bulaşmada önemlidir.

En çok hastanın aile bireylerine ve yakın çalışma arkadaşlarına bulaşma olur. Tedavi ile basil sayısı çok kısa sürede azalır. Hastaların çoğunda ortalama 2-3 haftada bulaştırıcılık yok olur.

Belirti ve Bulguları

Tüberküloz enfeksiyonu, basilin vücuda girmesinden sonra 8-10 haftada tüberkülin deri testinin (TDT/ppd) pozitifleşmesi ile kendini gösterir. Bu bir hastalık durumu değildir. Vücutta verem basilinin sessiz durduğu ve adeta hapsedildiği bir durumdur. Vücut direnci düşünce basil çalarak hastalanmaya yol açabilir. Enfeksiyonu olan insanların yaklaşık %10unda yaşamlarının bir döneminde TB hastalığı gelişir.

Hastalığın gelişmesine yol açan vücut direncini düşüren hastalıklar ve etkenler vardır. HIV/AIDS vücut direncini en çok kıran hastalıktır. Bunun dışında şeker hastalığı, böbrek hastalığı, bazı kanserler, ilaç ve alkol bağımlılığı, sigara, madenci hastalığı ve diğer bazı ciddi kronik hastalıklar da vücut direncini düşürür. Bebeklerde ve yaşlılarda da vücut direnci düşük olduğundan hastalanma fazla olur. Klinik bulguların yani şikayetlerin ortaya çıktığı duruma TB hastalığı denilir. Verem hastalığı vücudun bütün organlarını tutabilir ancak en çok akciğerlerde görülür (%60-70). Hastalığın tuttuğu diğer organlar arasında en sık görülenler; akciğer zarı, lenf bezleri, kemikler, böbrekler ve beyin zarlarıdır (menenjit).

Hastalığın etkilediği organ tutulumlarına göre şikayet ve bulgular çok farklıdır:

Genel yakınmalar: Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, çocuklarda kilo alamama, gece terlemesi.

Solunum sistemi yakınmaları: Öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, göğüs-sırt-yan ağrısı, nefes darlığıdır.

Larinks veremi ses kısıklığı yapabilir. Diğer organları tutan TB hastalığında ilgili organa ait bulgular olabilir (lenf bezi büyümesi, idrarda kan, eklemde şişlik vb.).

İki- üç haftadan uzun süren ve özgül olmayan antibiyotik tedavisi almış olmasına rağmen klinik yanıt alınamayan öksürükte bu hastalıktan şüphelenmek gerekir.

Tanısı

Verem hastalığının kesin tanısı, balgamda verem mikrobunun gösterilmesi ile konulur. Basilin mikroskopta gösterilmesi ya da kültürde üretilmesi gereklidir. Hastanın semptomları ve röntgen bulguları, hastalıktan şüphelenmeyi sağlar. Semptomlar yavaş gelişir.

Akciğer veremi akciğer röntgen filminde bazı belirgin değikliklere yol ar. Bu değiklikledoktorun veremden şüphelenmesine yol açar. Verem tanısında kullalan deri testi (TDT) vücutta mikrobun olduğunu gösterir. Enfeksiyon veya hastalık olabilir. Bu konudaki değerlendirmeyi ilgili doktor yapar.

Bildirim ve Kayıt

Tüberküloz, bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında tanı konulan hastaların 24 saat içinde ilgili Toplum Sağlığı Merkezine bildirilmesi gereklidir. Tanı konulan tüm verem hastaları verem savaş dispanserinde kaydedilir.

Tedavi

Toplum Sağlığı Merkezi Verem Savaşı Dispanseri Birimlerinde (VSD) tüberkülozun teşhis ve tedavisi ücretsizdir.

Veremin tedavisi standarttır. Bu standart tedavi, hastanede ya da dispanserde aynı şekilde düzenlenmektedir. Yeni verem hastalarının tedavisinde standart tedavide genellikle iki ay 4 farklı illa ve dört ay 2 ayrı ilaçla olmak üzere 6 aylık tedavi uygulanmaktadır.

Tedavide kullanılan bütün illar verem savaşı dispanserlerinden ücretsiz verilir.

Tedavide verilen ilların düzenli içilmesi çok önem taşır. Çünkü hastaların bir kısmı tedaviyi terk etmekte ve toplumda basil smayı sürdürmektedirler. Hastanın illarını içtiğinden emin olmak için her doz ilacı bir sağlık personelinin veya başka bir görevlinin gözetiminde içirtmek en uygun yoldur. Buna doğrudan gözetimli tedavi (DGT) denilir.

Tedavinin dispanserde ya da hastanede başlanması gerekir. Aylık takiplerinin de dispanserde yalması uygundur. Tedaviyi sonlandırana kadar özenle sürdürmek gerekmektedir.

Dirençli Tüberküloz

Tüberküloz tedavisinde illar eksik ya da düzensiz kullalırsa hastalık iyileşmez. Tam tersine tedavisi güç bir duruma gelir. Bu duruma dirençli tüberküloz denir. Özellikle çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD-TB) (İzoniyazid ve Rifampisin’e direnç) tüm dünyada önem arz etmektedir.

DSÖ tahminlerine göre Dünya genelinde yeni olguların %4,1’i ve önceden tedavi görmüşlerin %19’u ÇİD-TB’dirDirençli tüberkülozun daha ileri aşamasında bazı ikinci seçenek illara da direnç gelişmektedir, bu duruma yaygın ilaç direnci denmektedir (YİD-TB). DSÖ tahminlerine göre ÇİD-TB olgularından %6,2’si yaygın ilaç dirençlidir.

Ülkemizde dirençli verem hastalarının tedavisi Ankara Atatürk, İstanbul Yedikule, İstanbul Süreyyapaşa, İzmir Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ve bazı üniversite hastanelerinde yalmaktadır.

Temaslı Muayenesi ve Koruyucu Tedavi

Bulaştırıcı verem hastası ile aynı havayı paylaşan ve verem basiline maruz kalan kişilere temaslı” denilir. Tüberküloz hastası ile teması olan kişide enfeksiyon gelişimini önlemek ve tüberküloz enfeksiyonu olan kişide hastalık gelişimini önlemek amacıyla koruyucu iltedavisi verilmektedir.

Tüberküloz hastasının aile bireyleri ve diğer temaslıları dispanserlerde ücretsiz olarak muayene edilir ve gerekli tetkikleri yalır. Temaslı muayenesi sonucunda hasta olduğu tespit edilenlere tedavi edilir. Hasta olmayan fakat olma riski taşıyan kişilere koruyucu ilaç tedavisi verilir. Koruyucu ilaç tedavisi tek illa ve 6-9 ay süreyle verilir. Bu tedavinin hastalanmayı %90’a varan oranda önlediği bilinmektedir.

Verem Aşısı - BCG (Bacille Calmette Guerin)

BCG aşısı özellikle çocuklarda kanla yayılan ve ağır seyreden verem hastalığını (menenjit ve miliyer TB) önlemede çok etkilidir. Ülkemizde BCG aşısı doğumdan sonra 2. ayını bitiren bebeklere aile sağlığı merkezleri ve verem savaşı dispanserlerinde ücretsiz olarak yalmaktadır. Aşı zamanı geçirilirse, 6 yaşa kadar yalabilir, ancak bu durumda önce tüberkülin deri testi (TDT- PPD) yalması gerekir.

HIV/AIDS Kongresi 2018

Git

Başkan - Prof. Dr. Canan AĞALAR

Devamı

Sunu Merkezi

Devamı

7. Türkiye EKMUD Kongresi

Git